Eski çağlardan beri inci, kusursuzluğun, mükemmelliğin sembolü olmuştur. Bilinen en eski inci mücevher, 
M.Ö. 520'lerde yaşayan bir İran prensesine aittir ve Louvre'da sergilenmektedir.
Eskiden incinin Ay'ı temsil ettiğine ve sihirli güçlere sahip olduğuna inanırlardı.
Romalılarda sadece üst tabakaya mensup, seçkin kişilerin inci takmasına izin verilirdi.
Şimdiye kadar bulunan en büyük inci bir müslüman tarafından (6.34 kg) 1934 yılında Filipinler'de çıkartılmıştır.
Allah'ın İncisi olarak isimlendirilen bu inci daha sonra filozof Lao-Tzu'nun adını almıştır ve kendisine hediye edilmiştir. 1936 yılında Lao-Tzu oğlunun hayatını kurtardığı için inciyi Wilbir Dowell Cobb'a hediye etmiştir. 1980'de Cobb'un mirasçıları inciyi Beverly Hills'teki bir kuyumcuya 200.000 Dolara satmışlardır. Lao-Tzu İncisine uzmanlar tarafından biçilen şu andaki değer 40 milyon Dolar civarındadır.
İnciden bahsedince aklıma hemen Hollandalı ressam Vermeer'in 1665 yılında yaptığı ünlü tablosu 'İnci Küpeli Kız' gelir. Ayrıca bu ressamın ve resmin hikayesi Tracy Chevalier tarafından kitap haline getirilmiş ve en çok satanlar listesinden yıllarca çıkmamıştır. Daha sonra bu kitap 2004 yılında sinemaya uyarlandı..
Seyretmediyseniz diye düşünerek..size filmin öyküsünden bir alıntı aktarmak istiyorum...
17. yüzyılda geçen harika, gizemli ve romantik bir hikaye olup günümüzde de geçerli olan şeylere sahip.
Filmde 9 kutsal inciden bahsediliyor..
Kutsal Hint kitaplarında istiridye, fil, bambu, balina, kobra, balık, domuz, deniz kabuğu ve bulut olmak üzere 9 kutsal inciden söz ediliyor.
Efsaneye göre yılanların başında ışıl ışıl ışıldayan bir inci bulunurmuş, bunu takan kral tüm kötülük, hastalık, zehirlenme vs. gibi şeylere karşı efsunlanır, korunurmuş.
Ayrıca bu 9 incinin her biri takana zenginlik, şan, zafer, sağlık, aşk, mutluluk getiriyormuş. Örneğin, bulut incisinin göğün yedinci katında, bulutların arasında, dolu tanelerinden meydana geldiğine inanılıyor.
Altta, bulut incisinin bir fotoğrafı.
